Myspace Layouts



Profile Jewels @ profilejewels.net
HERKESE MUTLULUKLAR
Myspace Codes
mutlulukların en pempesini gönlüne dostlukların en sağlamını gönlüne sevgilerin en içtenini yüreğine gönderiyorum


Cool Slideshows
Myspace Codes
Bağlantılarım
Ana Sayfa

Profilim

Arşiv

Arkadaşlarım

diğersitem

e mail Image Hosted by ImageShack.us www.mutluluk_perisii.hotmail.com
Glitter Images
Myspace Codes
son yazılarım
Başlıksız
Başlıksız
Başlıksız
yurdum polisi
yılın hazırcevap ödülleri
küçük bir çocuk
Başlıksız
aşkın sayıları
Galeta Unlu Poğaça
GEÇ KILINAN NAMAZ


Kategorilerim
  • takilerim
  • dantel
  • yemek
  • kumas boyama
  • dualar
  • paspaslarim
  • bebek kiyafetleri
  • yazilerim
  • burclar
  • kissadan hisse
  • orgulerim
  • din ve ahlak
  • fikralarim
  • siirlerim
  • cilt bakimi ve makyaj
  • ilginc saatler
  • ilginc resimler
  • sac bakimi
  • gifler
  • saglik
  • dovmeler
  • Myspace Codes
    dantellerim

    | View Show | Create Your Own Myspace Codes
    müzik
    Myspace Codes


    MESAJ YAZMADAN ÇIKMAYIN LÜTFEN
    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us Ziyaretçilerim
    Bugun moralim
    Myspace Codes
    İzmirde hava
    The WeatherPixie

    Myspace Codes
    Günün sözü
    Myspace Codes
    Myspace Codes
    siteniz için
    int haberleri
    Arkadaşlarım
  • agnia
  • mavilale
  • 143
  • alkiyoni
  • nergul
  • ahucan
  • ayse26
  • takitasarim
  • laliyne35
  • meleklerimizvebiz
  • allahbirdir
  • azadgulu
  • magicdesignhayaleturet
  • gercekruyayorumlari
  • jojo1
  • 93busra
  • guldefne
  • yildizlardangelenhaberler
  • magicdesignsifalibitkiler
  • acar1234
  • yemekji
  • hamhumrestoran
  • meleginizdennagmeler
  • meleginizdenceyizsandigi
  • pembelila
  • pisilerim
  • omer1649
  • <%FriendUsername%>
    beyendigim bloglar

    bacilar
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
     esko

    Tak Takıştır Nisan Ayı turuncudünya hobilerimveben SERAPARDA / MAVİANNE mutlumavi foshilce

    Myspace Codes

    yorumlarınızı yazın


    Get your own Chat Box! Go Large!


    Bannerimi eklemek için asagidaki kodu al :)!



    Bannerimi eklemek için asagidaki kodu al :)!

    bloglariniz
    Bloglar Alemi
    Program Arama Motoru:

    TR'li Siteler myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

     






     


    ,11. Eylül İkiz Kulelere saldırı sonrası binadaki
    firmalardan birinin hayatta kalanlarla yapılan sabah toplantısında
    güvenlik görevlilerinin başı orada hayatta kalabilenlerle ilgili şunları anlatmış;

    O sabah

    - Firma müdürü o gün oğlu ana okuluna
    başladığı için işe geç kalmış

    - Birinin o gün ofis kahvaltısına getirilecek
    Donut'ları alma sırasıymış

    - Bayan elemanlardan birinin sabah alarmı çalmamış

    - Biri kaza yüzünden trafiğe takılmış

    - Biri otobüsünü kaçırmış

    - Biri kıyafetini lekelemiş, üstünü değiştirmek
    vakit almış

    - Birinin arabası çalışmamış

    - Biri telefonu cevaplamak için geri dönmüş

    - Biri çocuğunu hazırlamakta zorlanmış, geç
    kalmış

    - Biri taksi bulamamış

    Ama en etkileyicisi biri o gün ofise yeni aldığı
    ayakkabıları giymiş, ayakkabı ayağını rahatsız etmiş ve
    bir eczaneye uğramış, yara bantı almak için !!!

    Bu gün hayatta olma sebebi olan bantı almak için...

    Şu anda trafikte sıkıştığımda, asansörü
    kaçırdığımda, bir telefona cevap vermem gerektiğinde,
    yani beni rahatsız eden küçük şeyler olduğunda,
    ALLAH ın benim o anda orada olmam gerektiğini
    istediğini düşünüyorum.

    Bir daha ki sefere, sabahınız tersliklerle
    başladığında, çocuklarınız giyinmek istemediğinde,
    arabanın anahtarını bulamadığınızda, bütün trafik
    ışıklarına takıldığınızda, huzursuz olmayın,
    sinirlenmeyin.

    ALLAH ın o an ve her an sizi gözetlediğini ve koruduğunu
    düşünün...

    Küçüçük terslikler belki de ALLAH ın sizi o anda
    koruduğu için yaşanıyordur ve biz umarım küçük sıkıntılı
    anlarda bunun olası nedenlerini hatırlarız ....


    Herşeyde  bir  Hayır  vardır........

    Tarih: 13:34, 17/3/2009 Kategori: kissadan hisse
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

     






     


    ,11. Eylül İkiz Kulelere saldırı sonrası binadaki
    firmalardan birinin hayatta kalanlarla yapılan sabah toplantısında
    güvenlik görevlilerinin başı orada hayatta kalabilenlerle ilgili şunları anlatmış;

    O sabah

    - Firma müdürü o gün oğlu ana okuluna
    başladığı için işe geç kalmış

    - Birinin o gün ofis kahvaltısına getirilecek
    Donut'ları alma sırasıymış

    - Bayan elemanlardan birinin sabah alarmı çalmamış

    - Biri kaza yüzünden trafiğe takılmış

    - Biri otobüsünü kaçırmış

    - Biri kıyafetini lekelemiş, üstünü değiştirmek
    vakit almış

    - Birinin arabası çalışmamış

    - Biri telefonu cevaplamak için geri dönmüş

    - Biri çocuğunu hazırlamakta zorlanmış, geç
    kalmış

    - Biri taksi bulamamış

    Ama en etkileyicisi biri o gün ofise yeni aldığı
    ayakkabıları giymiş, ayakkabı ayağını rahatsız etmiş ve
    bir eczaneye uğramış, yara bantı almak için !!!

    Bu gün hayatta olma sebebi olan bantı almak için...

    Şu anda trafikte sıkıştığımda, asansörü
    kaçırdığımda, bir telefona cevap vermem gerektiğinde,
    yani beni rahatsız eden küçük şeyler olduğunda,
    ALLAH ın benim o anda orada olmam gerektiğini
    istediğini düşünüyorum.

    Bir daha ki sefere, sabahınız tersliklerle
    başladığında, çocuklarınız giyinmek istemediğinde,
    arabanın anahtarını bulamadığınızda, bütün trafik
    ışıklarına takıldığınızda, huzursuz olmayın,
    sinirlenmeyin.

    ALLAH ın o an ve her an sizi gözetlediğini ve koruduğunu
    düşünün...

    Küçüçük terslikler belki de ALLAH ın sizi o anda
    koruduğu için yaşanıyordur ve biz umarım küçük sıkıntılı
    anlarda bunun olası nedenlerini hatırlarız ....


    Herşeyde  bir  Hayır  vardır........

    Tarih: 13:34, 17/3/2009 Kategori: kissadan hisse
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

     






     


    ,11. Eylül İkiz Kulelere saldırı sonrası binadaki
    firmalardan birinin hayatta kalanlarla yapılan sabah toplantısında
    güvenlik görevlilerinin başı orada hayatta kalabilenlerle ilgili şunları anlatmış;

    O sabah

    - Firma müdürü o gün oğlu ana okuluna
    başladığı için işe geç kalmış

    - Birinin o gün ofis kahvaltısına getirilecek
    Donut'ları alma sırasıymış

    - Bayan elemanlardan birinin sabah alarmı çalmamış

    - Biri kaza yüzünden trafiğe takılmış

    - Biri otobüsünü kaçırmış

    - Biri kıyafetini lekelemiş, üstünü değiştirmek
    vakit almış

    - Birinin arabası çalışmamış

    - Biri telefonu cevaplamak için geri dönmüş

    - Biri çocuğunu hazırlamakta zorlanmış, geç
    kalmış

    - Biri taksi bulamamış

    Ama en etkileyicisi biri o gün ofise yeni aldığı
    ayakkabıları giymiş, ayakkabı ayağını rahatsız etmiş ve
    bir eczaneye uğramış, yara bantı almak için !!!

    Bu gün hayatta olma sebebi olan bantı almak için...

    Şu anda trafikte sıkıştığımda, asansörü
    kaçırdığımda, bir telefona cevap vermem gerektiğinde,
    yani beni rahatsız eden küçük şeyler olduğunda,
    ALLAH ın benim o anda orada olmam gerektiğini
    istediğini düşünüyorum.

    Bir daha ki sefere, sabahınız tersliklerle
    başladığında, çocuklarınız giyinmek istemediğinde,
    arabanın anahtarını bulamadığınızda, bütün trafik
    ışıklarına takıldığınızda, huzursuz olmayın,
    sinirlenmeyin.

    ALLAH ın o an ve her an sizi gözetlediğini ve koruduğunu
    düşünün...

    Küçüçük terslikler belki de ALLAH ın sizi o anda
    koruduğu için yaşanıyordur ve biz umarım küçük sıkıntılı
    anlarda bunun olası nedenlerini hatırlarız ....


    Herşeyde  bir  Hayır  vardır........

    Tarih: 13:34, 17/3/2009 Kategori: kissadan hisse
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    yurdum polisi



    Göstermelik

    Birkaç gün önce trafiğin çok işlek olmadığı bir yerde normal olarak kırmızı ışıkta durdum. O an arkama yanaşan trafik polisinin anonsunu aynen aktarıyorum: '34 XXX... devam et, devam et. Sanki biz olmasak duracaksın.'

    Türk polisi ve UFO

    Eveeet, şimdi de o kocaman alkışları Antalya'da UFO gördüğü için polisi arayan vatandaşa 'havadayken yapabileceğimiz bir şey yok, inerse tutuklarız' diyen yurdum polisi için alabilir miyiz?

    Ukala Şoför

    Kendisini durduran trafik polisi 'kırmızı ışıkta geçtiniz' deyince 'uyuyordum görmemişim' diyen yurdum şoförü, evet bildiniz babam...

    Dürüst polis

    Trafik polisi tarafından çevrilinir. Ehliyet evde unutulmuştur. İki taraf da 'çorba parası' konusunda hemfikirdir ama ben miktarı konusunda karar verememekteyimdir. Cepten 2 adet 20'lik çıkarılıp ruhsatın arasına konur. Polis ruhsatı açar ve 'bu fazla' diyerek 20'liklerden birini geri verir. Benim de bu yurdum polisini alnından öpesim gelir. Dürüst adammış.

    İnançlı polis

    Yıllar önce sabahın erken bir saatinde nasılsa kimse görmez diye kırmızı ışıkta geçip sola döndüm ve 50 metre ilerdeki kırmızı ışıkta beklerken trafik polisine yakalandım. Kırmızı ışıkta geçtiğimi söyleyip ehliyet ve ruhsatı istediğinde 'Ama ışık sarıydı' itirazıma sert bir komutla 'Yemin et!' dedi. Resmen kalakaldım, insan yalan yere yemin edemiyormuş. Yemin edemediğimi gören sevgili polis kahkayı basarak 'Hadi yırttın, yalan yere yemin etseydin cezayı yazacaktım, bir daha dikkatli ol' dedi ve gitti. Bu olayın nerde olduğunu söylememe gerek yok değil mi? Memleketimin polisini bile özledim ben!

    Kaç!

    Öğlen saatleri. Trafikteyim. Kırmızı ışıkta dururken yandaki kalabalığı fark ediyorum. Bir polis otosu ve kalabalığın ortasında bir genç elini kolunu sallayarak konuşuyor. Kulak kesilip durumu kavramaya çalışıyorum. Çocuk yayalara kırmızı yanarken karşıdan karşıya geçmiş, tabii bunu gören polis ceza yazıyor. Çocuk, 'Herkes geçiyordu ben de geçtim' gibilerinden kendini savunuyor. Polis umursamaz bir tavırla ekip arabasına giderken yaşlı bir teyze çocuğa bağırıyor 'Kaç oğlum kaç! G.tünde plakan mı var?!'

    Polis megafonu

    Bir teyzemiz yayalara kırmızı yanmasına rağmen karşıdan karşıya geçmeye çalışırken, 10 metre öteden megafon sesi gelir polisten, ''Abla, zaten şişmansın bir de pişman olma!''

    Hayırlı Cezalar

    Yer İstanbul, Yenibosna. Yenibosna'daki otobüs durağından çıktık Avcılar istikametine doğru gideceğiz. Otobüs kısa yoldan yola girebilmek için yasaklı yerden U dönüşü yapıyor. Yurdum polisi görev başında megafon açık ve o anlamlı anons geçiyor. 'Otobüsçü! Cezan hayırlara vesile olsun, devam et sen; ben plakana gönderirim nasıl olsa.'

    Kendin dinle

    Kocamın arabasını aldığım ve içine sigara kokusu sinmesin diye bütün camlarını açtığım anda en sevdiğim şarkının radyoda çalmaya başlaması üzerine radyonun sesini de sonuna kadar açıp dolaşırken yurdum polisinden gelen anons:' 34 XX, müziği kendin dinle! Kendin dinle ya da parçayı değiştir!'

    --


    Tarih: 20:18, 13/9/2008 Kategori: fikralarim
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    yılın hazırcevap ödülleri


    Mansiyon
      ödülü 
     
    Hava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki adama kibarca gülümseyerek sordu:
    - Yemek ister misiniz efendim?
    Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:
    - Seçeneklerim neler?
    Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:
    - Evet veya hayır.
     
    ***
    3 üncü lük ödülü 
     
    Bir alışveriş merkezindeyiz. Yaşlı bir hanım tavuk reyonunda bir türlü istediği kadar büyük bir tavuk bulamayınca, onu izleyen reyon görevlisine söylendi:
    - Bu tavukların daha büyük olmaları mümkün değil mi?
    Görevli tonton teyzeye takılmadan edemedi:
    - Mümkün değil teyze, onlar ölü.
     
    ***
     
    2 nci lik ödülü 
     
    Kamyon sürücüsü 'dikkat, alçak köprü' ikaz levhasını fark ettiğinde iş işten çoktan geçmişti. Olanca hızıyla üst köprüye bindirdi ve orada sıkıştı kaldı. Arkasında kilometrelerce araç kuyruğu oluştuktan sonra trafik/kurtarma ekibi nihayet geldi. Kurtarıcı işine başlarken polis de gözleri sıkışmış kamyonda, sürücüye yaklaşarak söze girmiş olmak için sordu:
    - Köprüye sıkıştınız, he?
    Sürücü canı burnunda homurdandı:
    - Yo, köprü taşıyordum, mazotum bitti.
     
    ***
     
    1 inci lik ödülü 
     
    Trafik kuralı ihlali yapan kimsenin çıkmadığı uzun bir nöbetin sonunda polis nihayet aşırı hız yapan bir aracı durdurdu. Sürücü camı açtı. Ruhsat ve ehliyetini uzattı. Polis ceza makbuzunu cebinden çıkarırken keyifle gülümsedi.
    - Sizi bütün gün bekledim.
    Sürücü nasıl olsa cezamı öyle ya da böyle çekeceğim rahatlığıyla, iç çekerek cevap verdi.
    - Anlıyorum memur bey. Elimden geldiği kadar hızlı gelmeye çalıştım ben de.
    Polis, dakikalar süren gülmesi kesilmeyince adama eliyle git, git işareti yaptı ve adam cezadan kurtuldu.
     



    Tarih: 20:14, 13/9/2008 Kategori: yazilerim
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    küçük bir çocuk



    KÜÇÜK BİR ÇOCUK,

    >> > Deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya
    >>dikmişti.
    >> > Belki de bir saattir öylece duruyordu.Onun bu hâli, alışveriş
    >>için
    >> > balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın
    >> > dikkatini çekti. Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip:
    >> > - Merhaba delikanlı!. dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi?
    >> >
    >> > Küçük çocuk, başını çevirmeden;
    >> > - Ama rüzgârlı, dedi. Topum denize düşünce sürükleyip götürdü.
    >> > Adam, çocuğun yanına oturup:
    >> > - Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım!. dedi.
    >> > Ama şimdi
    >> > adım  bile atamıyorum.
    >> > Küçük çocuk, ona cevap vermedi. Ve kıyıdan uzaklaşan topunu daha
    >>iyi
    >> > görebilmek için, hemen yanındaki tümseğe çıktı. Yaşlı adam,
    >>sakin bir
    >> > ses  tonuyla:
    >> > - Ümidini hiçbir zaman kaybetme!. dedi. Bence dua etsen çok iyi
    >>olur.
    >> > Çocuk, büyük bir sevinçle:
    >> > - Dua etsem topum geri gelir mi? diye sordu. Denize düştüğü yeri
    >>bilir
    >> > mi?
    >> > - Allah isterse eğer, ona öğretir!. dedi ihtiyar.
    >> > Topun  geri

    >> > gelmese  de,  duaların sevabı sana yeter.
    >> > Küçük çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her
    >> > okuduğunda dedesinden bahşiş kopardığı uaları ard arda  
    >>sıraladı. Daha
    >> > sonra  da, topun dönmesi için Allah'tan yardım istedi. Ama
    >>üzüntüsü
    >> > azalmamıştı.
    >> > O  topa bir sürü para harcamış, bayram parasını bile ona
    >>katmıştı.
    >> > Şimdi  artık  tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgârın âniden yön
    >> > değiştirmesiydi. Ama  deniz çok büyüktü, topu ise küçücük. Akşam
    >>üstü
    >> > hava biraz daha sertleşti. Ve  güneş batmak üzereyken sandallar
    >& gt;döndü.
    >> > Çocuk, eve gitmek istemiyordu. Bu  yüzden de ihtiyarla birlikte
    >> > oyalandı.
    >> > Yaşlı adam, hep aynı balıkçıdan alışveriş yapardı.
    >> > Sonunda onu bulup:
    >> > - Avınız inşallah iyi geçmiştir!. dedi Eğer varsa, birkaç  kilo
    >> > alabilirim.
    >> > Sandaldaki adam, bir kova içindeki balıkları gösterip:
    >> > - Zaten ancak o kadarcık tutmuştum, dedi. Denizde 'av'
    >> > diye
    >> > bir şey kalmadı.- Dua etmeyi denediniz mi? diye atıldı çocuk.
    >> > Ümidinizi sakın  kaybetmeyin!.
    >> > Balıkçı için her şey tesadüftü. Bnun için de 'rasgele'
    >> > derlerdi.
    >> > Ama  şimdi bir şey hatırlamıştı. Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi.
    >> > Çocuğun  yanaklarını okşarken:
    >> > - Dua ha!. diye mırıldandı. O zaman tutar mıyım?
    >> > - Tutamasanız bile, duaların sevabı size yeter, dedi çocuk.
    >> > Bunu yeni&nbs p; öğrendim. Balıkçı, böyle bir sözü ilk defa duyuyordu.
    >> > Başını ağır ağır  sallayarak:
    >> > - Ben de yeni öğrendim!. diye gülümsedi. Üstelik de küçük bir
    >> > öğretmenden.
    >> > Çcuk, bu sözlerden çok hoşlanmıştı.Artık topun gitmesine < SPAN style='COLOR: #444444; FONT-FAMILY: Tahoma'>
    >>üzülmüyordu.
    >> > Yanındaki yaşlı adam ona bir göz kırparken, balıkçı tekrar  
    >>sandala
    >> > yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı.
    >> > Bir top vardı orada.Hen üz ıslak olduğundan, ışıl ışıl parıldayan
    >>bir
    >> > futbol topu. Balıkçı, onu çocuğa uzatıp:
    >> > - Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez!. dedi. Bunu biraz önce
    >>denizde
    >> > buldum!.
    >> > Küçük çocuk, rüyada olmalıydı. Hiç beklenmedik şeylerin
    >>yaşandığı bir
    >> > rüya. Aceleyle sağa sola bakındı. Ama her şey gerçekti. Balıkçı
    >>da,
    >> > sandal da, ihtiyar da...
    >> > Topu ise, işte
    >> > ellerindeydi. Ona sıkıca  sarılıp:
    >> > - Bir daha benden izinsiz gezmek yok!. dedi. Ya dua etmeseydim
    >>ne
    >> > olurdun o zaman?
    >> > SİZLERDE DUA ETMEYİ DENEDİNİZMİ SIKINTILI ANLARINIZDA?...
    >> > BELKİ  DUALARINIZ HEMEN GERÇEKLEŞMEYEBİLİR AMA O DUALARIN SEVABI
    >>YETER
    >> > SİZLERE...
    >> > YENİ ÖĞRENDİM BENDE....
    >> > DUA EN KIYMETLİ BİR HAZİNE BİZİM İÇİN..
    >> > BİTER DİYE  KORKMAYIN  İSTEDİĞİNİZ KADAR KULLANIN...
    >> > ÖYLE BİR HAZİNE Kİ SINIRSIZ VE KARŞILIKSIZ VERİLMİŞ  HEMDE...



    Tarih: 20:11, 13/9/2008 Kategori: yazilerim
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    Kalabalık konferans salonunda, mesleğinin doruğunda bir avukat,
    o gün mezun olacak hukuk öğrencilerine hitap etmek üzere kürsüye geliyor.
    Herkes meslekten söz edeceğini zannederken o, hayatı anlatıyor: "- Hepiniz
    kişisel yaşamınızı bir kenara koyup çok çalışabileceğinizi kanıtladınız"
    diyor bilge hukukçu " ... ama unutmayın ki, ölüm döşeğindeki birinin
    'Keşke işime biraz daha zaman ayırabilseydim' dediği duyulmamıştır.
    Çocuk sahibi olacak kadar şanslıysanız, onların göz açıp kapayana
    kadar büyüyeceklerini ana babalarınız size söyleyecektir. Çocuklarımıza
    hikaye okuma, yakalamaca oynama ve birlikte dans etme fırsatını Tanrı ancak
    belli bir ölçüde bahşeder bize. Bunlardan birini bile kaçırmamaya özen gösterin."

    Bu öyküyü Rob Parsons'un "60 Dakikalığına Baba" adlı kitabında okudum.

    Birkaç yıl önce parlak bir iş teklifi almıştım. Mesleki kariyerimin
    doruk noktası olabilirdi, lâkin her gün saat 20.00'de işten çıkabilecektim.
    Teklifi duyduğum anda o saatin, kızımın banyo saati olduğu geçti aklımdan.

    Hayatta başka hiç bir şeyin beni o banyo seansı kadar mutlu
    edemeyeceğini düşündüm ama bunu, teklifi yapanlara söyleyemedim.
    Bir bahaneyle reddettim. Yine de, geçen birkaç yıl içinde saat saat
    başkalarına dağıttığım zaman hazinesinden, kızıma pek az pay düştü.

    Yapılacak işlerim, yazılacak yazılarım, bakılacak telefonlarım vardı.
    Onunla bir cam bardağın pamuktan toprağına limon çekirdeği ekip,
    büyümesini izleyemedim. Yeni yeni, yarım yarım söylediği şarkılara
    eşlik edip, bu düeti bir kasete kaydetmeyi çok isterdim; olmadı...
    Bir cümle ben söyleyip, bir cümle ona söyleterek hiç yoktan
    bir masal yaratmayı ve düş güçlerimizi yarıştırmayı tasarlamıştım;
    hazırdan yemek daha kolay geldi.

    Hayat öyle ters bir denge kurmuş ki, onların en çok ilgi istedikleri dönem,
    onlarla en az ilgilenebileceğimiz dönem aynı zamanda. Bizim vaktimiz
    bollaştığında ise, onların bize ayıracak vakti kalmıyor.

    Ben aslında onun için çalışıyorum, sıkça sarıldığımız bir bahanedir
    ama ona hiç bir zaman "Daha çok parası olan bir baba mı istersin,
    daha çok seninle olan bir baba mı?" diye sormamışızdır.

    Sabahları yanağımda ıslak bir buse ve başucumda bir "Günaydın babacığım"
    sesi ile uyanmanın. "Hadi sarılıp yatalım babacığım" çağrısıyla
    başlayan gecelerde, o sihirli "Seni Seviyorum"u kulağıma fısıldadiktan sonra
    yanaklarımı avuç içlerinin parantezine alıp uykuya çekilince
    göz kapaklarına yerleşen huzuru izlemenin tadına vardım.

    Mavinin neden mavi olduğunu, kışın havaların neden soğuduğunu,
    kuşların nasıl uçtuğunu en baştan öğrenmenin...

    Rakiplerim sayılan Casper'dan, Power Rangers'tan, Ricky Martin'den
    daha ilginç olmaya çalışmanın... Ve konuşmaya başladığından beridir
    beni takip ederek, hatalarımı da sevaplarımı da aynen tekrarlayan
    bu sevimli papağana, duvara kazılı boy tablosundaki çizgiler yükseldikçe
    yükselen bir tutkuyla bağlanmanın tadını çıkardım.

    Annesiyle birlikte bezini değiştirmiş, mamasını yedirmiş,
    pişiklerini kremlemiş olmanın; bacakları ilk adımını attığında elini tutmanın,
    dilinden ilk sözcük döküldüğünde birlikte coşmanın heyecanını tattım.

    Sonunda beklenen gün geldi. Belki onun karaladığı bir resim,
    ilk hediyem olacak. Kitaptaki örnekle, bisikletinin selesine arkadan
    yapışacağım günler başlıyor şimdi... O, selenin emin ellerde oldugunu
    bilmenin güveniyle öğrenecek pedala basmayı. Bir süre sonra
    farkettirmeden çekeceğim ellerimi... Bisiklet, artık
    yetişemeyeceğim kadar hızlanacak ve o, uçup giderken,
    ben biçare; ardından bakakalacağım.

    70 yaşındaki babam geçen gün: "Torunumu ilkokula götürene kadar
    sıkacağım dişimi." dedi. İnsanın boğazını düğümleyecek kadar hazin ama
    gerçek... Torunla dede arasında bir tahteravalli gibi uzanıyor yaşam. Birini
    aşağı çekerken, diğerini yükseltiyor. Birinden eksilen öbürüne ekleniyor adeta.
    Bütün hüznüne rağmen yine de bir zafer coşkusu var bu devir teslim töreninde.

    O yüzden, bugün babanızı yanınıza, kızınızı kucağınıza alıp
    Freiligraht'ın "Devrim" şiirindeki dizesini gururla haykırabilirsiniz:

    "Vardım... Varım... Var...

    Can DÜNDAR


    Tarih: 13:18, 29/2/2008 Kategori: yazilerim
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    aşkın sayıları

    Sonia Ducie 'ye göre numeroloji, diğer insanlarla olan fiziksel, duygusal, mantıksal ve ruhsal ilişkilerinizi anlamanızı sağlıyor.

    Kişisel numaranızı bulmak için yapmanız gereken işlem çok basit:

    Bunun için sadece doğum gününüz gerekiyor. Örneğin ayın 4'ünde doğduysanız, kişisel numaranız "4" demektir. Eğer çift rakamlı bir günde, örneğin 15'inde doğduysanız, numaranız "6" (1 + 5 = 6), ayın 29' unda doğduysanız, kişisel numaranız "2" (2 + 9 = 11, 1 + 1 = 2) oluyor.

    Bencil birler

    Doğuştan liderlik özelliğiniz ve kontrolü elinizde bulundurma isteğiniz, hayatınızın diğer alanlarında olduğu gibi aşk hayatınızda da kendini gösteriyor. Zorsunuz çünkü "Hep ben, hep ben!" diyorsunuz. Bu bencil yapınız, insanların sevgililerini çalmaya kadar gidebiliyor.

    Romantik ikiler

    Romantizm, sizin için en başta geliyor. Sevildiğinizi hissetmeye ihtiyacınız var. Siz de karşılığında sevgi veriyorsunuz. Sevgilinizin elini tutmaktan hoşlanıyorsunuz; çünkü bu sizin ruhunuzun diğer yarısıyla bağlantı kurmanızı sağlıyor. Çok verici bir insansınız, almayı da öğrenmelisiniz.

    Flörtçü üçler

    Flört tam sizin için. Ama bu çoğu zaman başınızın belaya girmesine yol açıyor. Çevrenizi sarmasını istediğiniz yakışıklı erkeklerden, asılsız dedikodulara kadar birçok konu sizi meşgul ediyor. Bu eğiliminizle, hayatın gerçeklerinden uzaklaşmak istiyorsunuz.

    Tutkulu dörtler

    Çok romantik ve tutkulu bir insansınız. Hem kendinizin hem de partnerinizin ihtiyaçlarını karşılamak ve tatmin etmek için elinizden geleni yapıyorsunuz. Güven sizin için çok önemli. Daha doğal ve rahat davranarak ilişkinize heyecan katabilirsiniz.

    Değişken beşler

    Rüzgar gibi değişkensiniz ve sizin bu yapınıza ayak uydurabilecek bir sevgiliye ihtiyacınız var. Hayatınızdaki her kişi ayrı bir macera. Aşk konusunda çok sabırsızsınız ve önünüze gelen herkesle birlikte olma eğiliminiz var.

    Şefkatli altılar

    Çarşafların arasında çok yeteneklisiniz ve birine aşık olduğunuzda şefkatli ve cömertsiniz. Mantığınızla değil, kalbinizle hareket ediyorsunuz. Hayatınızda hiç olmazsa bir kez, kırdığınız bir kalbi onarmaya çalışın.

    Hayalci yediler

    Sevdiğinize tapıyor, onun kendini mükemmel hissetmesini sağlıyorsunuz. Hayal kurmayı seven bir insansınız. Gerçekler sizi zorluyor. Bu yüzden uzaktan seveceğiniz bir erkeği tercih ediyorsunuz. Kafa dengi bir sevgili bulmak bu yüzden biraz zor oluyor sizin için.

    Oyuncu sekizler

    Çevrenizi büyülüyorsunuz. Sevdiğiniz sizinle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyor ve kendini bu konuda şanslı görüyor. Aşkta kontrolü elinizde tutuyor, oyunlar oynamaktan hoşlanıyorsunuz. Kibirli ve bencil olabiliyorsunuz. Bu yüzden etkileme gücünüzü ve zekanızı kullanın.

    Cömert dokuzlar

    Çok verici bir insansınız. Ödülünüzse, eşinizi mutlu görmek. Yumuşak ve oyunlar oynamaktan hoşlanan bir insandan çılgın ve vahşi bir yaratığa dönüşebiliyorsunuz. Çok çabuk sinirleniyorsunuz, neyse ki bu siniriniz kısa sürede yatışıyor.



    Tarih: 13:04, 29/2/2008 Kategori: yazilerim
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    Galeta Unlu Poğaça

    Hamuru için :
    1 Paket margarin
    1 Çay bardağı sıvıyağ
    1 Çay bardağı yoğurt
    1 Adet yumurta akı
    1 Paket kabartma tozu
    5 su bardağı un
    1 Tatlı kaşığı tuz
    İç malzemesi için :
    3 Adet patates
    Tuz, kırmızıbiber ve karabiber
    Üzeri için :
    1 Adet yumurtanın sarısı
    1 Su bardağı galeta unu

    Hazırlanışı
    • Patatesleri haşlayıp kabuklarını soyun ve çatalla ezin.
    • Tuz, karabiber ve kırmızıbiber ekleyip iç malzemesini hazırlayın.
    • Margarin, sıvıyağ, yoğurt, yumurta akı, kabartma tozu, un ve tuzu karıştırıp kulak memesi yumuşaklığında hamur elde edin.
    • Yumurta büyüklüğünde parçalara ayırıp yuvarlayın.
    • Her bir parçayı elinile açın ve içine patatesli karışımı yerleştirip kapatın.
    • Kenarlarına bir çatal yardımı ile şekil verin.
    • Üzerlerine çırpılmış yumurta sarısı sürüp galeta ununa batırın ve yağlanmış fırın tepsisine dizin.
    • Orta ısılı fırında pişirin.
    • NOT : Poğaçaların sadece üzerine yumurta sarısı sürüp galeta ununa bulayın.
    • Aksi takdirde tepsiye yapışır.


    Tarih: 00:51, 29/2/2008 Kategori: yemek
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    GEÇ KILINAN NAMAZ

     

    Anneannesinin sözleri yankılandı kulaklarında:


    Oğlum, namaz hiç bu vakte bırakılır mı?

    Anneannesinin yaşı yetmişe dayanmıştı, ama ezan okunduğu vakit yerinden sıçrar, yaşından beklenmeyecek bir hızla abdestini alır ve namazını kılardı.

    Kendisi ise, nefsini bir türlü yenemiyordu. Hep ‘ne oluyorsa?’ namaz son dakikalara kalıyor, bu sebeple namazını alelacele eda ediyordu. Bunu düşünerek kalktı yerinden, gözü saate kaydı. Yatsı ezanının okunmasına onbeş dakika kalmıştı. Başını her iki yöne pişmanlıkla sallayarak, “Yine geciktirdim namazı,” dedi kendi kendine....

    Kıvrak hareketlerle abdestini aldı ve daha elini yüzünü tam kurulamadan kendini odasına attı. Mecburen, hızlı hareketlerle namazını edâ etti. Tesbihatını yaparken anneannesini düşünmeden edemedi.... “Bu halimi görse, tatlı-sert kızardı yine bana.” dedi. Çok seviyordu onu... Hele öyle bir namaz kılışı vardı ki, onu hep bir gökkuşağı hayranlığıyla seyrederdi. Namazda öyle bir mahviyeti vardı ki, hicâbından renkten renge girerdi.

    O gün akşama kadar derse girmişti. Müthiş bir ağırlık vardı üzerinde... Duasını yaparken, başını ellerinin arasına alıp secdeye durdu. Namazdan sonra bir süre bu şekilde tefekkür etmeyi severdi. Gözleri kapanır gibi oldu. “Ne kadar da yorulmuşum.” dedi. Daldı gitti öylece...

    Kıyamet kopmuştu. Mahşeri bir kalabalık vardı. Her yön insanlarla doluydu. Kimi dona kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafı izliyor; kimi sağa sola koşturuyor, kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin arasında bekliyordu.

    Yüreği, yerinden fırlayacak gibi atıyor, adeta kafesinden kurtulmaya çalışıyor, soğuk soğuk terler döküyordu. Hayattayken kıyamet, sorgu sual ve mizan hakkında çok şey duymuş ve ahiret hayatı adına bu kavramlar kendisi için köşe taşı olmuşlardı. Ama mahşer meydanındaki ürperti, korku ve bekleyişin bu denli dehşet vereceğini düşünmemişti.

    Hesap ve sorgu devam ediyordu. Bu arada onun ismini de okudular. Hayretle bir sağa, bir sola baktı. “Benim ismimi mi okudunuz?”, dedi, dudakları titreyerek....

    Kalabalık birden yarılmış, bir yol oluşmuştu önünde... İki kişi kollarına girdi. Mahşer meydanının vazifelileri oldukları belliydi. Kalabalık arasından şaşkın bakışlarla yürüdü. Merkezi bir yere gelmişlerdi. Melekler her iki yanından uzaklaştılar.

    Başı önündeydi. Bütün hayatı, bir film şeridi gibi geçiyordu gözlerinin önünden.... “Şükürler olsun.” dedi, kendi kendine ve devam etti; “Gözlerimi dünyaya açtım, hep hizmet eden insanları gördüm. Babam sohbetlerden sohbetlere koşturuyor, malını İslâm yolunda harcıyordu. Annem eve gelen misafirleri ağırlıyor, yemek sofralarının biri kalkıp, bir yenisi kuruluyordu. Ben ise, hep bu yolda oldum. İnsanlara hizmete çalıştım. Onlara Allah’ı anlattım. Namazımı kıldım. Orucumu tuttum. Farz olan ne varsa yerine getirdim. Haramlardan kaçındım.”

    Kirpiklerinden aşağıya gözyaşları dökülürken, “Rabbimi seviyorum, en azından sevdiğimi zannediyorum.” diyordu. Ama bir yandan da “O’nun için ne yapsam az, Cennet’i kazanmama yetmez.” diye düşünüyordu. Tek sığınağı Allah’ın rahmetiydi.

    Hesap sürdükçe sürdü. Boncuk boncuk terliyor; sırılsıklam olmuş, zangır zangır titriyordu. Gözleri terazinin ibresindeki neticeyi bekliyordu.

    Sonunda hüküm verilecekti. Vazifeli melekler ellerinde bir kâğıt, mahşer meydanındaki kalabalığa döndüler. Önce ismi okundu. Artık ayakları tutmaz olmuştu. Neredeyse yığılıp kalacaktı. Heyecandan gözlerini kapamış, okunacak hükme kulak kesilmişti.

    Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi. Kulakları yanlış mı duyuyordu? İsmi Cehennemlikler listesindeydi. Dizlerinin üstüne yığıldı. Hayretten donakalmıştı.

    “Olamaaaaz.” diye bağırdı. Sağa-sola koşturdu. İnanamıyordu. “Ben nasıl Cehennemlik olurum? Hayatım boyunca hizmet eden insanlarla birlikte oldum. Onlarla beraber koşturdum. Hep Rabbimi anlattım.” diyordu. Gözleri sağanak olmuş, titrek vücudunu ıslatıyordu. Vazifeli iki melek kollarından tuttu. Ayaklarını sürüyerek ve kalabalığı yararak alevleri göklere yükselen Cehenneme doğru yürümeye başladılar. Çırpınıyordu. Medet yok muydu? Bir yardım eden çıkmayacak mıydı?

    Dudaklarından kelimeler kırık dökük, yalvarmayla karışık döküldü.

    “Hizmetlerim... Oruçlarım…Okuduğum Kur’ân‘lar... Namazım... Hiçbiri beni kurtarmayacak mı?” , diyordu...

    Bağıra bağıra yalvarıyordu. Cehennem melekleri onu hiç dinlemediler, sürüklemeye devam ettiler. Alevlere çok yaklaşmışlardı. Başını geriye çevirdi. Son çırpınışlarıydı.

    Resûlullah, “Evinin önünde akan bir ırmak içinde günde beş defa yıkanan bir insanı o ırmak nasıl temizler, günde beş vakit namazda insanı günahlardan öyle temizler.” buyuruyordu. “Oysa ki benim namazlarım da mı beni kurtarmayacak?” diye düşünüyordu.

    “Namazlarım... Namazlarım... Namazlarım.” diye diye hıçkırdı. Vazifeli melekler hiç durmadılar. Yürümeye devam ettiler; Cehennem çukurunun başına geldiler. Alevlerin harareti yüzünü yakıyordu. Son bir defa dönüp geriye baktı, Artık gözleri de kurumuştu. Ümitleri sönmüştü. Başını öne eğdi. İki büklüm oldu.

    Kollarını sıkan parmaklar çözüldü. Cehennem meleklerinden birisi onu itiverdi. Vücudunu birdenbire havada buldu. Alevlere doğru düşüyordu.

    Tam bir iki metre düşmüştü ki, bir el kolundan tuttu. Başını kaldırdı. Yukarıya baktı. Uzun beyaz sakallı bir ihtiyar onu düşmekten kurtarmıştı. Kendisini yukarıya çekti. Üstündeki başındaki tozu silkerek ihtiyarın yüzüne baktı. “Siz de kimsiniz?” dedi.

    İhtiyar gülümsedi:

    “Ben senin namazlarınım.”

    “Neden bu kadar geç kaldınız? Son anda yetiştiniz. Neredeyse düşüyordum.” dedi... İhtiyar yüzünü gererek, tekrar güldü; başını salladı;

    “Sen beni hep son anda yetiştirirdin, hatırladın mı?..”

    Secdeye kapandığı yerden başını kaldırdı. Kan-ter içinde kalmıştı. Dışarıdan gelen sese kulak kabarttı. Yatsı ezanı okunuyordu. Bir ok gibi yerinden fırladı. Abdest almaya gidiyordu...
     


    Tarih: 17:07, 19/9/2007 Kategori: kissadan hisse
    Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

    <%EntryTitle%>

    <%EntryBody%>

    Tarih: <%EntryTime%>, <%EntryDate%> Yazan: <%EntryAuthor%>
    Comments (<%EntryCommentCount%>) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- | Sonraki Sayfa ->
    bloğumu beğendinizmi?
    çok beğendim
    beğendim
    güzel olmuş
    sevimli
    iyi
    sıkılmadım
    idare eder


    Sonuçlar
    HOŞÇAKALIN myspace layouts, myspace codes, glitter graphics
    Profile Cursors
    .Wizard Animation http://www.rasaint.net/ - Glitter Graphics